Kapak 32

Kong'a Ağıt

Bu ayki sayımızda Altyazı Yayın Kurulu için çok büyük değer taşıyan iki yazı bulacaksınız: ‘Milyonlar Ne İçin?’ ve ‘Vigilante Efsanesi’ yazıları. Bu yazılar, yazarlarının kişisel görüşleri kadar, Altyazı ekibinin hassasiyetlerini ve düşünce pratiklerini de yansıtıyorlar. Birisi, üç filmden yola çıkarak, bireylerin –ve devletlerin- vicdanlarını rahatlatmak için hayırseverliğe yönelmesi konusunu, diğeri ise sinemada vigilantizm’i (özetle, bireyin adaleti kendi elleriyle araması olarak açıklanabilir) ele alan bu yazıları ortak bir paydada buluşturmak gerekirse: İki yazının da, toplumsal problemleri çözmek için girişilen bireysel kahramanlık eylemlerinin sinema aracılığıyla yüceltilmesini sorguladıklarını söyleyebiliriz. Bireysel iyilikleri ve adalet arayışlarını yücelten öykülerin daha çok Batı sinemasında karşımıza çıktığını söylemek mümkün. Ancak bu tarz yazılar hakkında temel bir yanılgı var: Ele alınan filmler hakkındaki yargıların, Batı sinemasını –özellikle de Hollywood’u- kapsayacak derecede genelleyici yargılar olarak algılanması. Oysa Hollywood kendi içinde politik olarak farklı yaklaşımlar, ekoller barındıran ve tarihsel süreç içerisinde sürekli dönüşüme uğrayan bir sinema...

 

 

GÖZE ÇARPANLAR / MUNICH
Spielberg gibi bir yönetmenin, hem örgütler tarafından, hem de devletler tarafından gerçekleştirilen terör eylemlerinin mevcut çıkışsızlığı körüklediğini, her ‘zafer’in daha büyük ‘yenilgi’leri beraberinde getirdiğini, barışın her seferinde daha uzağa itildiğini açık açık söyleyen bir film yapması, sorunun taraflarını diyaloğa davet eden çok önemli -ve beklenmedik- bir çaba.

SÖYLEŞİ / DAGUR KARI
Dagur Kári’nin ilk filmi Buzdan Hayaller, 2004 yılında eleştirmenlerimizin favori filmlerinden biri olmuştu. Tutunamayanlar ile kamerasını kasabadan büyük şehre taşıyan yönetmen bu kez daha yumuşak ve eğlenceli, ancak yine de melankolik bir filmle karşımızda. İzlanda sinemasının parlayan yönetmeni ile telefonda görüştük. .

 


SÖYLEŞİ / DERVİŞ ZAİM
Son filmi Cenneti Beklerken’in çekimlerini bitiren ve şu anda filmin montajıyla uğraşan Derviş Zaim’i çekimlerin son gününde ziyaret ettik ve bir hafta sonra da kendisiyle bir söyleşi yaptık. 17. yüzyıl Osmanlısında yaşayan bir nakkaşın hikâyesinin anlatıldığı film, sinemamızın günümüzdeki bakir alanlarından ‘tarihi film’ türüne eğilerek yeni tartışmalar yaratacağa benziyor. Filmin çekim aşamasında karşılaşılan zorlukları, yardımları, olumlu ve olumsuz koşulları Derviş Zaim’den dinleyelim... .