Aysim Türkmen ile Çekmeköy Underground üzerine

Paylaş

cekmekoy

Aysim Türkmen’in Galata Kulesi Sokak No:23 (2007) ve Selahattin’in İstanbul’u gibi (2010) gibi belgesellerden sonra imza attığı ilk kurmaca filmi Çekmeköy Underground 13 Mart itibarıyla sinemalarda. Yönetmenle, İstanbul’un hızla dönüşen bölgelerinden Çekmeköy’de çekilen filminin yapım sürecini, karakterlerini ve “şehrin yeraltı”nı konuştuk. 

Ödüllü belgesellerinizin ardından ilk kurmaca filminizi çekmeye nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
İstanbul’da ikinci köprünün açılmasıyla gelişen Çekmeköy, Göktürk gibi çeper kent (suburb) oluşumları ilgimi çekiyor. Yeni lüks semtlerde, gecekondu özelliklerini sürdüren mahallelerin yanında yer alan, jiletli tellerle çevrili siteler, hiç de korkulacak bir yanı olmayan yaşamlara karşı olağanüstü güvenlik önlemleri alarak site dışındaki ortamı kriminalize ediyorlar. Bir site duvarının üzerinde ‘Çekin Lan Duvarı Teli, İnsan Gibi Yaşayın’ diyen bir yazıyla karşılaştım. Biraz araştırınca yazıyı yazanın hapiste olduğunu öğrendim. Mahallede tanıştığım birkaç genç, ‘Küllü Harap’ lakaplı ‘Abi’lerinin haksız yere beş yıl hapis yattığını anlattı. Yalnız hikâyeyi her biri farklı anlatıyordu. Hatta kardeşi, neredeyse abisinin suçlu olduğunu ima ediyordu. Hikâye gitgide Rashomon tarzı bir hâl aldı. Bir suç işlenmiş miydi? ‘Küllü Harap’ masum muydu? ‘Küllü Harap’ın hapisten çıkmasına çok kısa bir süre kala, gençler buluşmalara gelmemeye başladılar. Bir gece Çekmeköy’de, üç gencin söz verdikleri buluşmaya gelmelerini on saat bekledikten sonra, yapmak istediğim belgeselin gençler için hassas bir mesele olduğunu anladım ve filmi kurmaca çekmeye karar verdim.

Senaryo yazımı süresince geçen iki yılda Çekmeköy’deki gecekondular apartmanlara dönüştü. Filmin görselliği açısından önemli olan mekânsal ayrımı yansıtma imkânı kalmadı. Mekân gezerken Çekmeköy’deki dinamiklerin Göktürk’te de var olduğunu gördük. Zaten Göktürk, İstanbul’un çeper kent olarak planlanan ilk semtiydi. Göktürk’teki Dersim mahallesi 2b arazisinde olduğu için apartmanlaşmamıştı. Mahallenin iki tarafında jiletli telli lüks siteler vardı. Ancak Göktürk’te yıllardır sitede yaşayan arkadaşlarımın haberleri yoktu mahalleden. Hâlbuki sitede çalışanlar orada yaşıyor. Sadece çalışıyorlarsa sitelere girebiliyorlar. Bu kopukluğun Türkiye’de hızlı zenginleşen bir sürü kentin en çarpıcı hâllerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Çekmeköy Underground, yeni kentteki kopuklukların inadına hayallerine tutunmaya çalışan gençlerle ilgili. Alanları gitgide daralsa da yeni tarzlar (apaçi tarzı diye kodlanan kıyafet ve saçlar), yeni formlar (arabesk rap müzik ve video klipleri) oluşturan gençlerin hayal kırıklarıyla baş etme hâllerini anlatıyor.

Filmin ana karakterlerini yaratırken kendi aralarındaki ilişkilere ve jargona, arabeskle hip-hopu birleştiren kültürlerine dair nasıl bir araştırma süreci geçirdiniz?
Filmi ‘Küllü Harap’ ve kardeşi üzerinden kurduk. ‘Küllü Harap’ın eski sevgilisiyle ilgili bir durumdan haksız yere hapse düşme hikâyesi, tanıdık gelen arabesk bir tema olarak filmin arka plan hikâyesini oluşturdu. Ancak kardeş Tarık ve Damar Styla grubunun hikâyesi, haklarında hiçbir şey bilmediğimiz kenar mahalle sanatçılarının öyküsü, yepyeni bir hikâyeydi. Burada zorlandık. Hizmet ve tekstil sektörlerinde çalışan gençlerin hayalleri, ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmacılarının heyecan ve hayal kırıklıkları, internette binlercesine rastlayabileceğiniz melankolik videolardaki umutsuz aşklar, Facebook’ta fotoğraflarda gördüğümüz fantastik imajları –medyada sıkça yapılanın aksine– parodileştirmeden vermeye çalıştık. Bakırköy meydanında kaykay yapanlarla, gop Şanzelize gibi gündüz diskolarında dans edenlerle, Kartal’da küçük mahalle stüdyolarında kayıt yapan rapçilerle tanıştıkça hikâyeler arttı. Ve bir gün oturduk masa başına. Benim için bir kırılma ânı oldu. Belgeselden kopmam gerekiyordu. Bu filme kadar bana hep sokak anlattı ve inanılmaz güçlü anlar yarattı kamerada. Ama kurmaca dünyaya geçmek için kütüphaneye kapandım.

Eğri büğrü harflerle site duvarına yazılmış yazı bize şehrin yeraltını açtı. Duvarlardaki lakapların, küfürlerin, ilan-ı aşkların ardındaki trajediye, öfkeye, karşılıksız aşka, umutlara ve nice görülmek için çırpınan gençlik hâline bakmamızı sağladı. Masa başında ise sanal bir yeraltı keşfettik: Facebook. Face’te aynı sokaktaki gibi görüp üzerinde durmadığımız fotoğraflara dikkatle bakınca hepsinde bir sürü farklı anlam olduğunu gördük. Yeni şehrin arabesk kültürle bağlarını koparmamış ama yeni sosyopsikolojik dinamiklerden beslenen Arabesk Rap estetiğini yansıtmaya çalıştık.

Kentsel dönüşümün toplumsal etkileri, belgesellerinizde süregiden bir temaydı. Bu anlamda Çekmeköy Underground’un da belgesellerinizle organik bir bağı olduğunu söyleyebilir miyiz?
Galata Kulesi Sokak No:23’te Galata’daki mahalleliliğin yok oluşunu sevgili Elyazar’ın dükkânından seyrettik, Selahattin’in İstanbul’u’nda Sulukule’de mahallenin yok edilişini Selahattin’in çaresizliğiyle izledik. Çekmeköy Underground’daysa mahallenin nasıl kriminalize edildiğini Damar Styla’nın Arabesk Rap’iyle hissederiz belki.

Paylaş