"FESTİVAL KULİSLERİ VE ÖZGÜNLÜK TAKINTISI..."


      Bir festivalin daha geride kaldığı şu günlerde dergiyi çıkartma telaşı içerisindeyiz. Festivaller İstanbul'daki hayatımızın bir parçası oldu artık: Filmekimi, Sinema-Tarih Buluşması ve !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali. Festivallerle birlikte bizim çalışma sürecimiz de daha keyifli bir hal alıyor. Bir yandan film izliyoruz, diğer yandan yazılarımızı yazıyor, dergiyi hazırlıyoruz. Sadri Alışık Sokak'taki ofisimizle sinemalar arasında mekik dokuyoruz. İstiklal Caddesi'nin sokaklarındaki yaşam alanımızdan filmlerle dünyanın dört bir yanına, farklı hayatlara yolculuk ediyoruz. Fitaş Sineması'nın girişinde bir tanıdığa rastlıyor, filmler hakkında konuşuyoruz, oradan bir çay-kahve içiyoruz. Sonra yine ofis ve bizi bekleyen işler. Sonra belki bir film daha...

      Festivaller, film beğenisinin ne kadar göreceli olduğunu en açık şekilde ortaya koyar. Film çıkışında uzun süredir görmediğiniz bir arkadaşa rastlamak kadar tehlikeli bir şey yoktur aslında. Sizin çok sevdiğiniz bir filmi, o sevmemişse, uzun süredir konuşamadığınız bir ton şeyi unutur ve film hakkında hararetli bir tartışmaya girebilirsiniz. Festivallerde, kimin hangi filmi beğenip beğenmediği, kulaktan kulağa yayılır. Birisi "Örümcek çok yavaş, iç bunaltıcı" der demez bilin ki birkaç saat içinde bunu herkes duyacak ve yavaşlığa karşı alerjik (!) olanlar önceden almış oldukları biletleri satma uğraşı içerisine gireceklerdir. "Yavaşlık" çoğu kişi için bir beğeni kıstasıdır. Başkaları için ise "özgünlük"tür ana kıstas. Bu tip kişilerin fazla film izlemeleri sakıncalıdır çünkü izledikleri bir film ile hemen başka bir film arasında benzerlik kurarlar. "Requiem for a Dream bunu yapmıştı zaten, Kafa'nın hiçbir orijinalliği yok" deyiverirler. Kafa, ister çok yaratıcı animasyonlar kullansın, ister mizah dozajını artırıp uyuşturucu deneyimini eğlence malzemesine dönüştürsün, bir kez Requiem'deki hızlı çekim metodunu kullanmıştır ya, o film onlar için biter. Çünkü illa ki kendi kişisel bilgi birikimlerini kullanıp filmi yerin dibine batıracaklardır. Ken Park'ı izledikten sonra "yeter artık Amerika banliyö hayatı yeterince işlenmedi mi?" diyeceklerdir. American Beauty'yi, Happiness'ı referans göstereceklerdir. İki kez yapıldı ya, üçüncü kez bir yönetmenin bu konu hakkında bir film çekmeye hakkı yoktur. Sanki Amerikan gençliğinin içinde bulunduğu çıkmaz, sadece iki filmle geçiştirilecek önemsiz bir meseledir, daha fazlası zararlıdır. Film anlatımsal açıdan ne yaparsa yapsın fark etmez, oldukça zor ve cüretkar bir şeyi amaçlasın, üç ayrı hikaye üzerinden Ken Park adında bir gencin ölüm nedenini anlatmaya çalışsın fark etmez... Bir kez yasak bölgeye, o sürüyle filmin işlediği (iki film=sürüyle) banliyölere girmiştir ya, o film bir anda harcanır. Cuma Akşamı, Mahremiyet ile, 24 Saat Parti İnsanları, Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı ile kıyaslanır... Özgünlük takıntısı, filmden alınacakları kısıtlayan bir bariyere dönüşebilir...

      Aynı konuyu işleyen iki film birbirinden çok farklı şekillerde okunabileceği gibi, aynı film de farklı okumalara açık olabilir. Bunun bir örneğini bu sayımızın eleştiri bölümünde bulacaksınız. Dönüş Yok (Irreversible) hakkında dergimizde bundan önce dört ayrı yazı yayımlandı. Fakat bazı filmler, vizyon tarihinden çok sonra bile etkilerini sürdürebiliyorlar. Dönüş Yok da bu türden bir film ve Altyazı olarak zaman aşımını gözetmeden, içeriği farklı olan yazıları yayımlamayı amaçladığımızdan bu film ile ilgili iki yeni eleştiriye yer verdik. Kaya Özkaracalar, filmi misogynist (kadın düşmanı) olarak nitelerken, Lale Kabadayı bir 'kadın filmi' olarak değerlendirmiş. Düşünceler bir temele oturtulduğu sürece her farklı yorum o filme yeni bir boyut katıyor...

      Yeni filmlerde ve yeni okumalarda buluşmak üzere...

      Fırat Yücel


GELECEK SAYIDA ALTYAZI'DA

Martin Scorsese Portre (Gangs of New York)
Spike Lee Portre (The 25th Hour)
The Hours
Chicago
Daredevil
Eduardo Noriega ve Anna Mouglalis ile Özel Söyleşiler (Novo)
Ararat (Dağıtımcı Aranıyor)
Cin Aynası (Murat Gülsoy)
Clermont Ferrand Kısa Film Festivali Değerlendirme
!F Kısa Film Yarışması Jüri Birincisi Gözde Hiçdurmaz Ressner ile Söyleşi
!F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali Değerlendirme
Rotterdam Film Festivali Değerlendirme


      Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Şubat 2003 sayısının Altyazı'dan bölümünden alınmıştır.

 

Son dönemde en çok beğendiğiniz Türk filmi hangisi oldu?

 9 (Dokuz)
 Hiçbiryerde
 İtiraf
 Sır Çocukları
 Uzak
 Yazgı
 Diğer


Sinema rehberiniz