SÖYLEŞİ / NURİ BİLGE CEYLAN

"SİNEMA PRATİĞİNİ FOTOĞRAFA BENZETMEYE ÇALIŞIYORUM"

Son filmi Uzak'la 39. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Senaryo' ve 'En İyi Yönetmen' ödüllerini alan Nuri Bilge Ceylan'la Uzak'ın anlatımına odaklanan, keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.


Öğrendiğimiz kadarıyla, filme eklenmeyen fakat çektiginiz birçok sahne varmış (mesela bir cinayet sahnesi). Bu sahneleri kurguda çıkarmanızın nedenleri nelerdi? Daha bir minimal anlatım olsun diye mi bu sahneleri çıkardınız? O sahneler olsaydı aynı uzaklık olacak mıydı Mahmut karakterinde?

- Olacaktı. Zaten karakterlerin özelliklerini daha çok göstermek için o cinayeti koymuştum. Kasabadan gelen daha atak davranacaktı, dayanışma ruhu daha ölmediği için. Mahmut daha ürkek olacaktı.

Bu sahneyi filme hükmedeceğini düşündüğünüz için mi çıkardınız?

- Çok uzuyordu film. Ve dediğiniz gibi filmde sanki bir eksen haline gelecekti cinayet sahnesi. Daha önem verdiğim yerler biraz gölgede kalacaktı. Film çekilip bittikten sonra, montaja gelindiğinde, artık senaryoyu bir kenara koymak ve çekilen şeylerin realitesiyle yeni bir denge, yeni bir uyum oluşturmak gerekiyor. Ve tabii ki çekimde hatalar da oluyor. Bu hatalar da sizi belirli yollara zorluyor. Yani daha net ifade edecek olursak, eldeki malzemeyle kıçı kurtarmak zorunda kalıyorsunuz. Bazen mümkün ise biraz ek çekim yapmak gerekebiliyor. Doğrusu cinayet sahnesinin çekiminde de bazı sorunlar vardı. Onun gibi çıkardığımız çok sahne oldu montaj aşamasında. Bu kez montaja üç ay ayırmıştık. Son ayda özellikle, iyice acımasızlaştık. Ve başlangıçta niyet ettiğimiz anlamı koruyan, ama daha minimal bir anlatım üzerine oturan yeni bir denge yaratmaya çalıştık.

Film üç saat olsaydı, nasıl bir sonuç ortaya çıkardı sizce?

- Tekrar duyguları artardı biraz. Çünkü karakterin bir özelliğini belli bir detayla ortaya çıkarıp, tekrar aynı özelliğe birkaç kere daha yüklenmenize gerek yok. Bir de şöyle bir şey vardı: Senaryonun ilk versiyonlarında fazla diyalog yazmıştım. Örneğin Mahmut karakterinin evli kadınla olan ilişkisi uzun diyaloglar içeriyordu. Kadının kocasıyla ve Mahmut ile aralarındaki ilişkiyi netleştiren diyaloglar vardı. Fakat senaryoya bir süre ara verdikten sonra tekrar okuduğumda bunları diyalogsuz çekmek istedim. Ancak tam da kendime güvenemediğim için ilk versiyonu, yani diyalogları silmedim. Altına ikinci alternatif diye yeni bir bölüm açtım. Çünkü ikinci alternatif sinemanın sınırlarını biraz zorlayan, bu nedenle de biraz kaygılandırıcı fikirler içeriyordu. Birinci alternatif birkaç sayfa sürüyorsa, ikinci alternatif 4-5 satır sürüyordu ve orada diyalog yoktu, nasıl çekilebileceği konusunda sadece benim anlayabileceğim şifreli notlar vardı. Bütün sahneleri bu gözle tekrar gözden geçirdim. Ve ortaya bunun gibi ikinci alternatifini yazdığım birçok sahne çıktı. Bu sahneleri nasıl çekeceğime o sahnenin çekim günü gelene kadar da tam karar vermedim. Ama sonuçta bu sahnelerin hepsini ikinci alternatifle yani diyalogsuz çektim. Çekime girdiğiniz zaman artık sinemasal duygu yoğunlaşıyor ve masa başında karar veremediğiniz şeylere çok daha süratle karar verebiliyorsunuz. Vermek de zorundasınız zaten. Tabii bu geç kararlar ekip ve oyuncuların işini epey zorlaştırıyor ama ben böyle çalışmayı seviyorum.

...

Söyleşi : Fırat Yücel, Enis Köstepen, Yamaç Okur, İbrahim Türk


Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Şubat 2003 sayısının Vizyon Söyleşiler bölümünde yayımlanan yazının bir bölümüdür.

 
 

Son dönemde en çok beğendiğiniz Türk filmi hangisi oldu?

 9 (Dokuz)
 Hiçbiryerde
 İtiraf
 Sır Çocukları
 Uzak
 Yazgı
 Diğer