Ruhların Kaçışı (Spirited Away), Örümcek (Spider), Katakuriler'in Mutluluğu (Happiness of the Katakuris), Donnie Darko, Kaset (Ta-pe), Orada Olmayan Adam (The Man Who Wasn't There), Benim Cici Silahım (Bowling For Columbine), Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem For a Dream), 24 Saat Parti İnsanları (24 Hour Party People) ve daha pek çok kay-da değer filmi geçtiğimiz yıllarda !f İstanbul sayesinde izleme fırsatı bul-duk. Bu filmlerin bir kısmı sonradan vizyona girdi, bir kısmı ise zamanın-da şanslı bir grup tarafından izlendi ve kulaktan kulağa yayılarak DVD ve korsan VCD piyasasında prim yaptı. !f İstanbul'un bu yılki programında ise Gus Van Sant ve Alan Rudolph gibi hepimizin çok iyi tanıdığı yönetmenle-rin filmlerinin dışında, ağırlıklı olarak geçtiğimiz yıl çeşitli festivallerden bol bol ödül ve övgüyle dönen, yabancı dergilerin genç yetenek listelerinin ön sıralarında yer alan yönetmenlerin filmleri var. Ve gördüğüm fimlerden yola çıkarak söyleyebilirim ki, şu an pek fikir sahibi olmadığınız bu filmle-rin birçoğu ileride kült niteliği kazanacak. Keşif çalışmalarına başlamanızı öneririm. İsterseniz ilk önce festivalin bölümlerine göz atalım ve dikkat çe-ken filmleri sıralayalım.


Hit filmler

Bu bölümün "en hit" filmleri, Balinanın Sırtında (Whale Rider) ve Bellevil-le'de Randevu (Les Triplettes de Belleville) olacağa benziyor. Balinanın Sırtın-da geçtiğimiz yılın belki de en fazla beğeni kazanan bağımsız yapımı. Sun-dance, Rotterdam ve Toronto film festivallerinde seyirci ödüllerini toplayan filmin bizde de seyircinin favorisi olacağını ve film için ek gösterimler yapı-lacağını tahmin etmek zor değil. Belleville'de Randevu ise geçtiğimiz yılın en çok ilgi gören animasyonlarından biri. Festivalin hemen ardından vizyona da girecek olan film hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, dergimizin Ayın Filmleri bölümüne göz atabilirsiniz. Çok ilgi göreceğini tahmin ettiğim bir başka film, Roger Avary'nin olağanüstü bir yaratıcılıkla Bret Easton Ellis'in aynı adlı romanından uyarladığı Çekim Kuralları (Rules of Attraction).

Altyazı yazarları olarak bizim en çok merak ettiğimiz film, bağımsız Ame-rikan sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Gus Van Sant'ın Altın Pal-miye'li filmi Fil'den (Elephant) önce çektiği Gerry. Bu filmin yönetmenin Fil'de geliştirdiği enteresan minimalist anlatımı ilk kez denediği film oldu-ğu söyleniyor. Hatta bazıları Gerry'yi Fil'den de iyi bir film olarak görüyor-lar. Kaçırmamakta fayda var (Film hakkında bilgi edinmek için: 2003 Dün-ya Vizyonuna Bakış, sayfa 52). Yine bağımsız Amerikan sinemasından çok iyi bildiğimiz bir yönetmen Alan Rudolph bana kalırsa şu ana kadarki en kötü filmine imza atmış Dişçilerin Gizli Yaşamları'nda (Secret Lives of Den-tists).

Dikkat çeken diğer filmler ise... Uzakdoğu sinemasının en tanınmış oyun-cularından ikisini (Tony Leung, Andy Lau) kadrosunda bulunduran Cehen-nem Kıskacı (Infernal Affairs) Hong-Kong'da yılın en iyi iş yapan filmi oldu. Mafya ile polis teşkilatı arasındaki köstebek avını anlatan film, gerilim me-raklılarının ilgisini çekebilir (Sayfa 52'de bu film hakkında bilgi edinebilir-siniz). Tüm Gerçek Kızlar (All the Real Girls), Sundance'de Jüri Özel Ödülü alan bir ilk aşk hikayesi. Northfork ise daha çok sürrealist yaklaşımı ve ola-ğanüstü sinematografisiyle dikkat çekiyor. Öyküsü itibariyle çok tipik bir sosyal gerekçilik filmine dönüşebilecekken, zekice işlenilmiş bir absürd mi-zah ve rüya görüntüleri ile sürreal ve damıtılmış bir anlatım olgunluğu ya-kalıyor. Hıristiyanlğa dair göndermelerini anlamak güç olsa da ve gereksiz yere bariz bir mesaj verme kaygısı gütse de Northfork anlatımsal ve görsel açıdan oldukça etkileyici bir film.


Gökkuşağı

!f İstanbul'un değişmez bölümlerinden biri olan Gökkuşağı, her zaman-ki gibi, 2003 senesi boyunca gay ve lezbiyen film festivallerinde ilgi gör-müş filmleri bir araya getiriyor. Bu filmlerden en fazla "hit" olma potansi-yeline sahip olanı kuşkusuz, kendilerini Amerikan pop kültürüne adamış olan Fenton Bailey ve Randy Barbato ikilisinin Parti Canavarı (Party Monster) filmi. İkili olarak çalışan yönetmenlerden devam edecek olursak. Bir önceki filmle-ri Drôle de Félix ile Berlin'de Teddy ödülü kazanan Olivier Ducastel ve Jacques Martineau, gay ve lezbiyen çevrelerinde isim yapmış yönetmenler. Ve son filmleri Rouen'deki Gerçek Yaşamım (Ma vraie vie à Rouen) Gökkuşağı'nın dikkat edilmesi gereken filmleri arasında. Zamanında Safe filminde Todd Haynes'in asistanlığını yapmış olan Elizabeth Gill'in Balık Hafızası (Goldfish Memory) filmi ve iki asker arasında geçen bir aşk hikayesini konu alan İsrail yapımı Yossi & Jagger bölümün diğer kayda değer filmleri.


Genç Avrupa

Çoğu ilk filmine imza atan genç Avrupalı yönetmenlerinin filmlerinin yer aldığı bu bö-lümün "hit"i ise kesinlikle Özgür Radikaller (Free Radicals). Geçtiğimiz yıl, Berlin'de Al-tın Ayı'ya aday olan Özgür Radikaller, tüketim toplumuna dair meselelerin ele alındığı, ka-os kuramı ve kesişen hayatlar izleği ile örülü çarpıcı bir film. Eski, Yeni, Ödünç Alınmış ve Mavi (Old, New, Borrowed and Blue) ise büyük şehirden gündelik hayat manzaraları sunan son dönem Dogma filmlerine yeni bir örnek. Dogma 95 kurallarına bağlı kalınarak çeki-len bir başka film olan Orman (Rengeteg) komünizm sonrası Doğu Avrupa'sından oldukça tuhaf gündelik hayat hikayeleri sunuyor bize. Bir ergenlik hikayesi anlatan İspanyol yapı-mı Misket (El Bola) ise, 2001 Goya ödüllerinin galibi.


America?

Geçen yıl Politik@!f bölümünde 11 Eylül sonrası dünyanın durumunu ele alan filmlere yer veren !f İstanbul, bu yıl Amerika'ya odaklanan bir bölüm ile karşımızda. Bölümde 1 kur-maca, 3 belgesel yer alıyor. Sıfırıncı Gün (Zero Day), Columbine Lisesi'nde yaşanan olay-lardan yola çıkılarak çekilen bir kurmaca. Video günlüğü şeklinde ilerleyen filmi Gus van Sant'ın Fil'iyle karşılaştırmak farz olacak, tabii Fil'i vizyonda görme şansı elde edersek. Önemli düşünürlerle (Noam Chomsky, Peter Drucker, Milton Friedman, Naomi Klein, Mark Kingwell, Vandana Shiva ve Michael Moore) yapılan söyleşileri içeren Şirket (Corpo-ration), bölümün ilk göze çarpan belgeseli. Sundance'te seyirci ödülü kazanan yapım, şir-ketlerin ahlaksızlıklarını ironik bir bakışla ele alıyor. Devrimci bağımsız medya kolekti-fi Big Noise Tactical Media'nın son ürünü Dördüncü Dünya Savaşı (4th World War), küre-selleşmenin yarattığı sıkıntıları ve acıları konu alıyor. Anlatıcılığını Philip Seymour Hoff-man'ın yaptığı Son Parti 2000 (Last Party 2000) ise Amerikan siyasi partilerin poli-tikalarının tutarsızlıklarına değiniyor.

Yeni Bakışlar

Bu bölüm ise sıradışı yaklaşımları be-nimseyen, deneysel ve avangard potansi-yelleri olan filmlere adanmış. Bölümün en önemli filmi kesinlikle Cremaster 3. Sinema ile performans sanatını birleşti-ren Cremaster serisinin en çok ilgi gören filmlerinden biri olan Cremaster 3, özel-likle çağdaş sanatla ilgilenenlerin kesin-likle kayıtsız kalmaması gereken bir ya-pım. Bedenşarkısı (Bodysong) ise arşivler-den alınmış görüntü parçacıklarının te-matik bir tutarlılıkla kolajlanmasından oluşan ve Radiohead grubundan Johnny Greenwood'un müziklerine imza attığı çarpıcı bir film. Interstella 5555: Gizli Yıl-dız Sisteminin Hikayesi (Interstella 5555: The 5tory of the 5ecret 5tar 5ystem) ise bö-lümün hit filmi olmaya aday. Daft Punk'ın Discovery albümü için çekilen videoklipler ha-tırı sayılır bir hayran kitlesi oluşturmuştu. Bu videoklipler uzun metrajlı bir filme dönüş-türüldü. Çizimleri efsanevi manga çizeri Leiji Matsumoto'ya ait olan filmi, manga hayran-ları kaçırmayacak. 15, Singapur'un sistem mağduru alt sınıf gençlerinin hayatlarının ele alındığı, amatör oyuncuların kendilerini canlandırdığı, deneyselliğin ön plana çıktığı bir kurmaca. Belirli bir senaryonun, karakterlerin ya da diyalogların olmadığı Kurmacanın Sonu (Decay of Fiction), terk edilmiş bir oteli mekan edinerek Hollywood tarihine deneysel bir açıdan yaklaşıyor.

Nöbetçi Sinema

Bu bölüm ise kült olma potansiyeli taşıyan, gece izlenildi-ği takdirde etkisi artacak karanlık filmlerden oluşuyor. Da-nimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn'in sanki David Lynch'e ithafen çekilmiş filmi Korku X (Fear X), yavaş tem-posuna rağmen olağanüstü görselliği ile sinefillerin ilgisi-ni çekecek nitelikte. Garez (Ju-on: The Grudge) japon kor-ku sineması meraklılarına seslenirken, Fausto 5.0 enteresan bir uyarlama izlemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Derimin Altında (Dans Me Peau) ise kendini yaralamayı takıntıya dö-nüştüren bir kadının hikayesini anlatıyor ve seyircilerine zor bir seyir deneyimi sunuyor. İnsanın bedeniyle ilişkisini Cro-nenberg'den çok farklı bir anlatımla ele alan film, özellikle ana karakterin yaşadığı deneyimin çevresiyle ilişkilerini na-sıl etkilediği ile ilgileniyor. Karakterin öznel deneyimini za-man zaman oldukça yaratıcı bir kurguyla seyirciye aktaran filmin en büyük kusuru yeterince kuvvetli bir finalle nokta-lanmaması. Yine de Her Gün Başka Bir Bela (Trouble Every Day) gibi zor ve rahatsız edici temaları ele alan filmler ilgini-zi çekiyorsa izlemenizde fayda var.


Altyazı Aylık Sinema Dergisi'nin Şubat 2004 sayısından alınmıştır.

 
 
En İyi Yönetmen Oscar'ını kim alacak?
 Fernando Meirelles (Tanrıkent)
 Peter Jackson (Yüzüklerin Efendisi)
 Sofia Coppola (Lost in Translation)
 Peter Weir (Master and Commander)
 Clint Eastwood (Gizemli Nehir)


   
Sinema rehberiniz