Kapak 32

Riefenstahl Sendromu

Berlin’deyiz, 54. Berlin Film Festivali’nde. İngiliz işçi sınıfının dünyasını en iyi resmeden yönetmenlerden biri, Ken Loach, bir panelde konuşmacı. Konu: film eleştirisi. Seyircilerden bir soru geliyor: “Sizce film eleştirmeni, ideolojik açıdan hiç katılmadığı, ancak estetik açıdan büyük değer taşıyan bir filmi övmeli midir?” Ken Loach’un cevabı bizi pek şaşırtmıyor: “Estetik açıdan ne kadar iyi olursa olsun, bir film faşizan ve aşırı sağcı unsurlar taşıyorsa, hiçbir şekilde övülmemelidir.” Ardından başka bir izleyiciden film eleştirmenleri olarak sürekli yüzleşmek durumunda olduğumuz bir soru geliyor: “Peki ya Leni Riefenstahl gibi, faşistlerle yakın ilişkisi olmuş, ama film estetiği tarihinde önemli bir yere sahip olduğu kabul edilen yönetmenlerin filmleri?” Hepimizin kendi kendimize farklı şekillerde sorduğu bu soruya kısaca ‘Riefenstahl Sendromu’ diyebiliriz. Çünkü Riefenstal’ın filmleri, belki de bu ahlâki tereddüdün en uç noktası. Adolf Hitler için Nazi propagandası yapan filmler çeken bir yönetmenden bahsediyoruz. En azından yaygın inanç, filmlerinin propaganda amacı güttüğü...

 

 

GÖZE ÇARPANLAR / MAÇ SAYISI
Maç Sayısı ölüm, aşk, şehvet, suç, vicdan gibi kavramlarla çevrili bir ‘düşünce zindanı’nda sıkışıp kalmış karakterlerin dünyasını anlatan, 70’lı yılların sonunda ve 80’lerde izleyiciyle buluşan Woody Allen filmlerini akla getiriyor. Özellikle de Allen’ın sinemasına aşina olan çoğu kişinin rahatlıkla en iyi üç filminden biri olarak değerlendirebileceği Suçlar ve Kabahatler’i (1989). Maç Sayısı’nın ana karakteri Chris Wilton, yeni taşındığı Londra’da, tıpkı Suçlar ve Kabahatler’in Judah Rosenthal’ı gibi kendini bir çelişkiler ağı içerisinde buluyor ve gün be gün daha da yaralayıcı bir hal alan bu zihinsel ıstıraptan kurtulabilmek için, vicdanının rahat etmeyeceğini bile bile büyük bir suç işliyor...

DEĞERLENDİRME 2005 ‘Yılın En İyi 10 Filmi’ listeleri, öne çıkan temalar, Avrupa sineması, Uzakdoğu, Türk sineması, gişe rakamları,istatistikler, ödüller, yılın rezaletleri ve 2005’in sinema hikâyesine dair her şey.

 


FESTİVALLERDEN / !f İSTANBUL
Bu yıl 5. kez düzenlenecek olan !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 16-26 Şubat 2006 tarihleri arasında Beyoğlu AFM-Fitaş ve Caddebostan AFM-Budak sinemalarında takip edilebilecek. Sizler için önceden izleme şansı bulduğumuz !f İstanbul filmlerini değerlendirdik...