altyazı'dan
Biz bir sinema dergisiyiz. Türkiye'de her alanda yazı yazan, yazdıklarını basan, dergi ve gazete çıkaran o 'basın' denilen gruba dahiliz. Her birimiz bir sinema dergisine yazmanın ve derginin kurumsal kimliğinin bir parçası olmanın ötesinde, yazan, düşünen, düşündüklerini ifade eden kişileriz. Kültürel alanın politik olduğuna, dolayısıyla kültürün bir parçası olarak sinemanın politik alanla ayrılmaz bir ilişkisi olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle, önceki sayılarımızda gerek Altyazı olarak, gerek kişisel yazılarımız aracılığıyla sansür tartışmalarından Ararat filminin yasaklanmasına, cinsel kimlik politikalarını tartışmaya açan filmlerin algılanış biçimlerinden genel anlamda siyaset kültür ilişkisine dair sözümüzü söylemeye çalıştık. Bu ülkede yazı yazmak, birbirine göbekten bağlı politik ve kültürel meseleleri de yazmak, yazarken tartışmak, sesli düşünmek demek; neticede 'ses' demek. Hrant Dink'in ölümüyle, akrabamız olan harfleri ve satırları, akrabamız olan bir 'sesi' kaybetmenin acısı içimize çökerken, zamanın korkma ve susma zamanı olmadığını bir kez daha en gerçek haliyle görüyoruz...
|