Hizmetçi / Ah-ga-ssi

Paylaş
The-Handmaiden_girls3

Park Chan-wook’un Hizmetçi‘si uzun bir gecikmenin ardından nihayet vizyona girdi. Geçtiğimiz yıl Cannes’da hayli ses getiren film, entrika dolu bir erotik gerilim.

Senem Aytaç

En son 2013’te, İngilizce çektiği filmi Lanetli Kan’la (Stoker, 2013) karşımıza çıkan Güney Koreli Park Chan-wook, açılışını Cannes Film Festivali’nde yapan yeni filmi Hizmetçi’yle (Ah-ga-ssi) anadiline geri dönüyor. Galli yazar Sarah Waters’ın ‘Ustaparmak’ (Fingersmith) romanından uyarlanan filmde Park Chan-wook, Viktorya dönemi İngiltere’sinde geçen hikâyeyi alıp Japonya işgali altındaki 1930’lar Kore’sine yerleştiriyor.

Dolandırıcılar ve hırsızlarla dolu bir evde doğan yetim Nam Sook-hee, Japon hayranı bir Korelinin yarı Japon yarı İngiliz usulü döşenmiş malikânesine hizmetçilik yapmak üzere gönderiliyor. Ev sahibinin güzeller güzeli yeğeni Leydi Hideko’nun hizmetçiliğini yapacak olan Nam Sook-hee’nin asıl amacıysa onu tuzağa düşürüp Japon bir Kont kılığındaki suç ortağıyla evlenmeye ikna etmek, böylelikle de büyük bir servete konmak. Fakat Nam Sook-hee, baştan çıkarması gereken Leydi Hideko’ya yavaştan gönlünü kaptırmaya başlayınca plan sekteye uğruyor. Henüz ilk yarım saatinde öyküye bir ters takla attıran Hizmetçi, devamındaki iki saat boyunca da çift saltolarla devam ediyor. Açıkçası Hizmetçi, öyküsüne dair ne kadar az şey bilinirse o kadar keyif alınacak türden bir film. Diğer yandan, bir ahtapotun kolları misali dört bir yana dallanıp budaklanan öyküsünü önceden bilseniz dahi Hizmetçi’yi izlerken ilginizi ayakta tutacak çok daha fazla şey var.

Hizmetçi, asıl olarak intikam üçlemesiyle meşhur olan Park Chan-wook’un belki en az grafik şiddet içeren filmi, en azından son kısmına kadar. Yanı sıra, büyük bir bölümünün geçtiği malikâne başta olmak üzere set tasarımından kostümlerine, koca malikânede bir hayalet gibi dolaşan kamerasından muazzam oyunculuklarına, estetik olarak her bir öğesi ayrı baş döndürüyor Hizmetçi’nin. Kore’nin meşhur oyuncularından Kim Min-hee ve Ha Jung-woo ile yönetmenin keşfi Kim Tae-ri’nin birlikteliği, bu entrika dolu erotik gerilimi –her iki kelimenin de hakkını vererek– soluksuz bir deneyim hâline getiriyor.

Filmin zeminindeki Japonya ile Kore arasındaki sömürgeci ilişki, öykünün içinde yer alan diğer tüm ilişki biçimlerinde de görünür kılınıyor; sahip ve hizmetçi, erkek ve kadın, zengin ve yoksul… Film, bizzat bu türden tahakküm ilişkilerini odağa alıyor ve onları –toplumsal cinsiyet rolleri başta olmak üzere– eğip büküyor. Özellikle ‘erkek bakışı’nı kendine dert edindiği belli
olan filmin, en çok tartışılacak sahneleri ise iki kadın karakter arasındaki sevişme sahneleri olacak belli ki. Park Chan-wook’un kendi kazdığı kuyuya düşüp düşmediği konusunda görüşler muhtelif. Siz yine de filmin sonlarına doğru, küçük bir akvaryum içinde dev bir ahtapotun da olduğu izbe odasındaki, erotik Japon edebiyatı düşkünü, sapkın amcanın kime işaret ediyor olabileceği sorusunu aklınızın bir köşesinde tutun.  

Paylaş