Les Cristaux Liquides

Paylaş

Bilimsel amaçlı çalışmaların tesadüfen birer estetik yenilik ortaya koyarak sanatın alanına sızdığı, sinema tarihindeki en etkileyici anlardan biri olarak, Jean Painlevé’nin Les Cristaux Liquides’de (Liquid Crystals, 1978) en iyi ifadelerinden birini bulan avangard belgeselciliğinden bahsedebiliriz. Aslen bir bilim adamı olan Painlevé, dönemin sürrealistleri Man Ray, Luis Buñuel ve Antonin Artaud ile yolları kesişmiş bir sinemacıydı aynı zamanda. Bilimsel ve sinemasal hevesleri doğrultusunda su altında çekim yapabilen kameralar ve mikroskobik lensler geliştiren Painlevé, Bazin’in teorisine yaklaşan bir sinema anlayışına sahipti. Painlevé’ye göre sinema var olan en gerçekçi, en saf sanat türüdür ve yönetmen de sadece doğa ve kamera arasında bir aracıdır. Painlevé’nin bilimsel ile şiirsel arasında gidip gelen sineması bu prensibin izlerini taşır. Doğayı en direkt, en yoğun ve en saf haliyle yansıtabilmek amacından yola çıkmasına rağmen Painlevé, belgesellerinde hayli avangard, yer yer soyut ve görkemli bir estetik ortaya koyar. Özellikle Les Cristaux Liquides mikroskobik lens yoluyla yakalanmaya çalışılan gerçekçiliğin, Richter veya Fischinger’e yaklaşan soyut bir estetiğe dönüşüverdiği olağanüstü görselliğiyle hafızalara kazınır.

Paylaş