Loneranger: Çapulcu Süvari

Paylaş

lone_rangerKAYA ÖZKARACALAR

Yaz sezonunun en iddialı Hollywood yapımlarından olup ABD’yle aynı hafta ülkemizde de vizyona giren Maskeli Süvari (Loneranger), başarılı aksiyon sahnelerinin yanı sıra ABD tarihine şaşırtıcı derecede eleştirel bir bakış içeren öyküsüyle beklentileri aşan hoş bir sürpriz olarak karşımıza çıktı.

Maskeli Süvari, aslında 1933’te ABD’de bir radyo dizisinde ortaya çıkıp 1938’de önce seriyal film formatında sinemaya, hemen akabinde gazete çizgi roman bantlarına, ilerleyen yıllarda ise televizyona uyarlanmış bir popüler kültür ikonu, en yeni filmden önce de üç kez uzun metraj film olarak sinemaya uyarlanmış. Karayip Korsanları (Pirates of the Caribbean) filmlerinin ardındaki yapımcı-senarist-yönetmen ekibinin ürünü olan yeni Maskeli Süvari filmiyse, bu adalet savaşçısına dair temel anlatıyı muhafaza etmekle birlikte bu anlatıya yalnızca yeni bazı motifler eklemekle kalmıyor, bir anlamda onu yeniden yorumluyor.

Yaşlı bir Amerikan yerlisinin (Johnny Depp1), bir kovboy müzesini gezmekte olan küçük bir çocuğa kendisinin Maskeli Süvari’nin yoldaşı Tonto olduğunu açıklayıp ona serüvenlerini anlatmaya başlamasıyla açılan bu yeni filmde de Maskeli Süvari’nin ‘ortaya çıkış’ öyküsü, ilk olarak 1938 tarihli seriyalde gündeme gelen ve sonraki pek çok uyarlamada yinelenerek kanonikleşen anlatıyı ana hatlarıyla içeriyor: bir pusuda topluca katledilen bir grup Teksas rancerinden (dönemin taşra polisi) yalnızca bir tanesi sağ kurtulmayı başarmış ve bir yerli tarafından tedavi edilerek yaşama geri döndürülmüştür. Muarızları tarafından ölü sanılan bu rancer, artık bir maske takarak kendinden menkul bir adalet savaşçısı kimliğine bürünür. Bu ‘ortaya çıkış’ öyküsünün nirengi noktası olan pusunun arkasında yatan komploya ilişkin öykü ise, 1956 tarihli ilk uzun metraj The Lone Ranger filmindeki öykünün geliştirilmiş bir versiyonu (hatta en yeni Maskeli Süvari filminin o filmin serbest bir yeniden çevrimi olduğu söylenebilir). 1956 tarihli filmde, gümüş yataklarına sahip bir yerli arazisini ele geçirmek için yerlilerle beyazlar arasında savaş çıkartmaya çalışan zengin bir toprak sahibi söz konusuydu. Yeni filmde ise benzer bir komplonun ardında ABD’nin iki yakasını demiryoluyla birleştirme projesinin sahibi yer alıyor.

Filmin başlarında bu demiryolu yatırımcısı, kasaba halkına verdiği bir söylevde rancerleri işaret ederek “Batı’ya artık kanun ve nizam geldi” diyor. Olaylar geliştikçe ise bizzat onun suç çetelerini kiralık katiller ve provokatörler olarak kullanmakta olduğunu görüyoruz. ‘Vahşi Batı’daki anarşi ve kaosu sonlandırmakta olan nizam, yeni bir iktidarın tesisinin örtüsü olarak şekilleniyor. Filmin bu kudretli karakteri, ihtirasını şu cümlelerle ifade ediyor: “İnsanoğlu, kendisini taşıyan attan daha hızlı yolculuk edemiyordu. Artık öyle değil. Zamanın ve mekânın, insanoğlunun hakimiyeti altına girdiğini hayal edin. İmparatorları ve kralları aptal durumuna düşürecek bir kudret bu. Bunu denetimi altına alan, geleceği denetimi altına alır.” Modernleşmenin en önemli araçlarından olan ulaşım teknolojilerindeki gelişmenin, hakimiyet ilişkileriyle bağlantısı üzerine oldukça ‘bilinçli’ bir belagat içeren bu sözler, filmin fragmanının açılışında da yer verilerek ön plana çıkarılıyor. “Zaman ve mekân” üzerinde hakimiyet kurarak “geleceği denetim altına almaya” yönelik bu süreçte, yerlilerin kendi toprakları üzerindeki mevcudiyetinin ise yol temizliği minvalinde tasfiye edilmesi gündeme gelmiş ve bu tasfiyenin, kiralık suç çeteleri tarafından gerçekleştirilecek provokasyonlar sayesinde Amerikan ordusuna ihale edilmesi planlanmış durumda.

Kanun ve Kanun Dışı
Maskeli Süvari, demiryolu yatırımcısının suç çetelerini kullanarak provokasyon yaratmakta olduğunu fark ettiğinde ve bu gerçek, süvari kumandanın da önünde teşhir edildiğinde, kumandan kısa bir tereddütten sonra kendi safını teyit ediyor: “Benim gördüğüm şu ki bu beyefendi, demiryollarının yanında yer alıyor.” Böylece, başlangıçta yalnızca pusuda öldürülen abisinin intikamını almak için Tonto’nun “iyilerin maske takmak zorunda kaldıkları dönemler olur” önerisine gönülsüzce uyarak maske takan kahramanımız –ki aslen hukuk mezunu idealist bir savcıdır– sonunda “eğer bu adamlar kanunu temsil ediyorsa, kanundışı olmayı tercih ederim” deme noktasına geliyor. Finalde demiryolu köprüsünü havaya uçurmak için sabotaj yapan ve hatta bu eylemde kullanacakları malzemeleri temin etmek için öncesinde banka soymuş Maskeli Süvari ve Tonto, 80 yıllık geleneksel imajlarından farklı olarak, neredeyse Dövüş Kulübü kahramanlarına dönüşüyorlar.

Kuşkusuz filmin daha en başında yaşlanmış Tonto’nun bir kovboy müzesinde figüran olarak istihdam edilmiş olarak görmemiz, bu savaşımın makro düzeyde kaybedilmiş bir savaşım olduğuna da işaret ediyor. Yine de kapanış jeneriği esnasında, Tonto’nun mesai bitiminde açık arazilerde bilinmeyen bir yöne doğru ilerleyerek gözden yitişi bir yerlerde, bir şekilde direnişin sürüyor olabileceği hissine de açık kapı bırakmıyor değil –en azından öyle düşünmek isteyen izleyiciler açısından.

NOT
1 Johnny Depp’in yıllardır her filminde tekrarladığı ‘sevimli’ mimik ve jestlerinden artık sıkılmış olanlar için Maskeli Süvari’nin yumuşak karnı, Depp eksenli mizah sekansları. Kuşkusuz Depp’in hayranları için ise bu açıdan sorun yok.

ADI GEÇEN FİLMLER
The Lone Ranger (1956), Dövüş Kulübü (Fight Club, 1999)

Paylaş