Maden

Paylaş

Yavuz Özkan’ın Maden’i (1978) karanlıkta beliren baret fenerleriyle açılıyor. Madencilerle vardiyaya iniyor, yeraltına inmek neymiş anlıyoruz. Vardiyanın sonunda birer zombi gibi ölgün hareketlerle yeraltından arkadaşlarının cesedini çıkaran madencileri görüyoruz. Bundan sonra bir politik mücadele başlıyor. Bu ölümün ‘alınyazısı’ olmadığını söyleyen devrimci İlyas, diğer madencileri patronlara ve sahte sendikalara karşı örgütleyerek bir direniş başlatıyor. İlyas bu şuur sıçramasından korkan patronların düzenlediği suikasttan kurtulunca, bu sefer bir katliam planı yaparak, İlyas’ı ve ‘politik bilince ermiş’ arkadaşlarını göçüğün beklendiği bir madene gönderiyorlar. Film yine bir maden cinayetiyle, İlyas’ın ölümüyle bitiyor. Maden’deki karikatürize kötü patron tiplemesinin hiç de gerçekdışı olmadığını Soma’daki faciada gördük; devletliler ve ‘patronlar’ kötülüğün vücut bulmuş hali gibiydiler. Kötülerin sebep olduğu kapkara maden hikâyesi filmde direnişe yol açıyor; İlyas’ın ölümünden sonra birbirine kenetlenmiş madencileri yürüyüşe geçerken görüyoruz. Umalım ki gerçek hayatta da öyle olsun. Ahmet Ergenç

Paylaş