Nefret (Le Mepris)

Paylaş

Jean-Luc Godard’ın Nefret’teki (Le Mépris, 1963) niyeti, hayranı olduğu Roberto Rossellini’nin İtalya’ya Yolculuk’u (Viaggio in Italia, 1954) gibi, ilişkileri sarsılmakta olan bir çiftin günlük hayatlarına bakan bir film yapmak. Ancak Nefret çok daha karmaşık bir yapıya bürünüyor. Brigitte Bardot gibi bir yıldızı, psikolojisi anlaşılan klasik bir Hollywood karakterine dönüştürmeyi reddedince Godard’la Amerikalı yapımcısının araları bozuluyor. Bu durumun aynısı filmin hikâyesinde de mevcut: Amerikalı bir yapımcı Alman yönetmen Fritz Lang’ın (filmde oynayan yönetmenin kendisi) ‘Odysseia’ uyarlamasından memnun kalmayınca bir Fransız oyun yazarını filme ek sahne yazması için tutuyor. Godard’ın yapımcısıyla yaşadığı sürtüşme, filmin gerçekliğine karışıyor, Homeros İtalya’ya Yolculuk’la, Cinecitta stüdyolarının büyüsü tarihin yıkıntılarıyla, romantik aşk Godard’ın şüpheciliğiyle iç içe geçiyor.

Nefret, sinema tarihinin belki de politik açıdan en açık sözlü ve en labirentimsi ‘film içinde film’ örneği. Filmdeki metinlerarasılığının ne boyutlarda olduğunu anlatmak için Colin MacCabe’e başvuralım: Bir sahnede Fritz Lang, Fransız yazar karakterine “sevgili BB’miz”den bahseder ve Bertolt Brecht’ten bir alıntı yapar. Buradaki BB, Brigitte Bardot olarak da yorumlanabilir. Chris Marker, bu çift anlamlılığı “eski devrimin (mücadeleler) yeni devrimle (gelenekler) olası uzlaşmalarının bir simgesi” olarak görmüştür.

le-mepris
Paylaş