Ters Yüz: Geri Dönüşümlü Pixar

Paylaş

ters-yuzPixar’ın, yaratıcılık krizini kendi lehine çevirmenin bir yolunu bulduğu Ters Yüz vesilesiyle bu büyük animasyon fabrikasının 20 yılı deviren tarihine kısaca göz atıyoruz.  

Ali Ercivan 

Pixar’ı animasyon sinemasının yıldızı yapan öykülerin, şirketin kurulduğu dönemde tüm yaratıcı ekibin bir araya geldiği bir yemekte geliştirildiği sır değil. Bahsi geçen isimlerden biri olan Andrew Stanton’ın vakti zamanında Vol-İ (WALL-E, 2008) filminin ilk tanıtım videosunda da açıkladığı üzere1 ekip 1994 yazında Oyuncak Hikâyesi (Toy Story, 1995) filmi henüz yapım aşamasındayken, Kaliforniya’nın kuzeyinde bir restoranda, bundan sonra ne yapacaklarına dair bir beyin fırtınası sonucu en ünlü filmlerinin birçoğunun fikirlerini geliştirmişler. Dolayısıyla bu filmlerin tematik bütünlüğü, neredeyse birbirlerini tamamlar hâlleri hiç şaşırtıcı değil. Büyüme teması bu ortak mevzuların başında gelir. Sadece çocukluktan ergenliğe veya yetişkinliğe giden yolculuk değil; İnanılmaz Aile (The Incredibles, 2004), örneğinde olduğu gibi orta yaş krizi ya da Yukarı Bak (Up, 2009) filmindeki gibi, yaşlılık, hayatın son demlerinde yitip gidenleri kabullenme gibi hiç de çocuk filmleriyle özdeşleşmeyecek meselelere bile el atmıştır Pixar animasyonları. Bu bağlamda Arabalar (Cars, 2006), bile bir olgunlaşma ve köklerinden ayrılıp yeni bir geleceğe doğru adım atma, yani yine bir yetişkin olma öyküsü şeklinde okunabilir. 2010’da vizyona çıkan Oyuncak Hikâyesi 3 (Toy Story 3), bütünlük arz eden bu on beş yıllık filmografinin son noktasıdır. Bir kazanda yakılmalarıyla noktalanacak son yolculuklarına giderken oyuncakların el ele tutuşup akıbetlerini kabullendikleri sekans, Pixar’ın, ölüm temasını da muazzam bir yalınlık ve çarpıcılıkla animasyon sinemasına yedirdiği bir zirvedir âdeta. Bebeklikten ölüme ulaşan bir döngünün kendi filmografileri içindeki sonucudur. Pixar yaratıcılarının büyük beyin fırtınasını gerçekleştirdiği restoranın 2012’de kapanmış olması gibi, o buluşmadan türemiş malzeme de bu filmle birlikte tamamlanmıştır. Pixar’ın duraklama, hatta tıkanma süreci de böylece başlamıştır.

2015 Sürprizleri
2010 sonrası Pixar filmlerinin hâli ortada. Nihayet kadın karakterleri merkezine almış ve belki bunun da etkisiyle sürpriz bir şekilde En İyi Animasyon dalında Oscar kazanmış olsa da 2012 tarihli Cesur (Brave) bile yapım şirketinin eski seviyesinin kat kat altındaydı. Dolayısıyla Pixar, çözümü devam filmleri geliştirmekte aradı. Henüz piyasaya sundukları örnekler sadece Arabalar 2  (Cars 2, 2011), (bu seriden türetilen ve doğrudan Pixar yapımı olmasa bile şirketten isimlerin yaratıcı ekipte destek verdiği daha küçük ölçekli) Uçaklar (Planes, 2013) ve Canavarlar Üniversitesi (Monsters University, 2013), olsa da Kayıp Balık Nemo’nun (Finding Nemo, 2003) devamı ‘Kayıp Balık Dory’, ‘İnanılmaz Aile 2’, ‘Oyuncak Hikâyesi 4’ hep yolda. Fakat 2015, bu yeni süreçte bir sürprizle karşımıza çıktı: iki adet yepyeni ve orijinal Pixar projesi! İyi Dinozor (The Good Dinosaur, 2015) için sene sonunu bekleyeceğiz ama ilk gösterimi Cannes Film Festivali’nde gerçekleşen asıl iddialı yapımları Ters Yüz bizde de dünyayla eşzamanlı olarak vizyon gördü. Kanımca, Pixar’ın içinde bulunduğu yaratıcılık krizinden çıkma çabasının hem olumlu hem olumsuz yönleriyle vücut bulduğu çok özel bir örneğe dönüştü.

Riley adlı bir kız çocuğunun zihninde geçiyor Ters Yüz. İlk yaşlarından itibaren çocuğun karakterini belirleyen neşe, öfke, umutsuzluk ve tiksinme gibi duygulara vücut veriyor Pixar. Filmin öykünü, insan zihnini kontrol eden bir merkezde bir arada çalışan duyguların, artık on bir yaşına gelmiş ve ergenliğin eşiğinde bulunan bu çocuğun büyük bir taşınmayla iyice allak bullak olan hâlet-i ruhiyesini idare etme çabaları oluşturuyor. Yani, bana sorarsanız son derece açık bir biçimde diyor ki Pixar: “İşinde başarılı bunca insan olarak, şirketimizin yaşadığı yaratıcı tıkanıklık sürecine çözüm aramak için oturduk; Pixar’ı Pixar yapan temaların bir dökümünü yaptık, bunları taze bir öykülemeyle nasıl yeniden tedavüle sokabiliriz diye kafa patlattık… Ama ne yalan söyleyelim, işin içinden çıkamadık! Sonra aklımıza cin bir fikir geldi. Bu temalardan yeni bir öykü türetemiyorsak, biz de o temaları bodoslama filmin malzemesi yapalım! Yani o temaları birer karaktere dönüştürelim! Büyümeye başlayan bir kızın kafa karışıklığı ve umutsuzluğu, onun zihninde yaşayan ‘emo’ bir kız olarak vücut bulsun. Çocukluğa özgü o neşesi bu yeni hisler karşısında afallayan başka bir karakter olsun. Bu hem dilediğimiz kadar geniş bir yaratıcı alan sağlar bize hem de orijinal bir iş olarak algılanır, yapıbozumculuğa kadar gider bunun ucu…” Siz ister zekice bir fikir deyin ister kurnazlık, Pixar kendi yaratıcı tıkanıklığını lehine işletmenin yolunu bulmuş Ters Yüz filminde. Önemli olan ortaya çıkan sonuç denirse de susarım çünkü karşımızda gerçekten Pixar’ın en iyi işleriyle boy ölçüşebilecek nitelikte, hem eğlenceli hem de yer yer son derece dokunaklı bir yapım var. Büyümenin nasıl bir şey olduğuna dair belki fazla dolaysız ama yine de gayet sahici. Rüyaları, havsalamızı, zihindeki soyut duyguları, hedef kitlesi olan çocukları da kaybetmeden pratik ve yaratıcı yöntemlerle perdeye yansıtabilmiş. Bir noktadan sonra ister istemez bir özgün fikirden diğerine koşarken kendini, ele aldığı fikirlerin cinliğine fazla kaptırdığını söylemek mümkün ama bu bile Ters Yüz’ün eşsiz bir macera olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kaldı ki cümbüşün içinde, büyümeye dair trajik detayları da es geçmiyor film. Büyümek o kadar değerli şeyleri unutmak ya da geride bırakmak ki bir yandan… Mesela Riley’nin zihninin derinliklerinde karşımıza çıkan, küçük kızın bebekliğindeki hayali arkadaşı fil-kedi-yunus melezi Bing Bong’un fedakârlığı, Oyuncak Hikâyesi 3’ün ‘Ölüme Giden Oyuncaklar’ sekansı kadar sarsıcı olmasa da o malzemenin geri dönüştürülmüş hâli olarak yine de yürek paralıyor.

Peki, tekil olarak bu film iyi sonuç vermiş olsa da (gişesi de olağanüstü başarılı olacak gibi görünüyor) Pixar’ın geleceği için umut vermeye yetiyor mu? Önümüzde bizi yine ardı ardına devam filmleri beklerken (Ters Yüz’e yapılacak bir devam filmi de listeye eklenir yakında), yaşadıkları tıkanıklığı bir fırsata çevirme zekâsı tek başına Pixar’ı kurtarmaya yetecek mi sahiden? Umutlu olmaya çalışarak bekliyoruz diyelim.

Not:
1 Vol-i tanıtım videosu: <goo.gl/zwyKs9>.

 

 

Paylaş